Emir-i Alem Nedir? Hakkında Bilgi – Emir-i Alemin Görevleri

Emir-i alem, Türk ve İslâm devletlerinde hükümdarın bayrağını taşımakla görevli kumandana verilen addır.

Selçuklular’dan itibaren siyasî ve aske­rî bir unvan olarak kullanılan mîr-i alem, Arapça emîrin kısaltılmış biçimi mîr ile (bey) alem [sancak, bayrak] kelimelerinden oluşur.[emîrü’l-alem -» emîr-i alem -» mîr-i alem] Liva ve râye de alemle aynı mânaya gelir. İslâm tarihi kaynaklarında Hayber’in fethine kadar 7/628 daha çok livâ kelimesinin kullanıldığı kaydedilmek­tedir. İbn Sa’d da bu tarihten evvel râye kelimesine rastlanmadığını belirtir. Selçuklulardan önceki dönemlerde sâhibü’l-livâ / sâhibü’r-râyenin mîr-i alem karşılığında kullanıldığı görülmektedir.

Emîr-i alem; sultânın “Râyet-i Devlet” denilen bayrağını, saltanat sancaklarını taşımak ve muhâfaza etmekle vazifeliydi. Emîr-i alemin maiyetinde alemdârlar vardı. Yasacı; bayrak ve nevbet takımını muhâfaza ve idâre ederdi.

Osmanlı saray teşkilatında ise emir-i alemlerin, padişahın sancaklarının bakımı, mehterhane-i tabl-ı alemin yönetimi, seferlerde ak alemin taşınması, sancak beylerinin atanmalarındaki törenin yürütülmesi gibi hizmetleri yanında, bazı törenlere katılmaları da görevleri arasında idi. Sancağa çıkan şehzadelerin refakatinde bulunan hükumet merkezinin gönderdiği görevliler arasında bir de emir-i alem bulunurdu. Emir-i alemler ayrıca padişahların Cülus-ı hümayunlarında düzenlenen kılıç alaylarında kapıcıbaşılardan sonra yer alırlardı. Arife ve bayram tebriklerinde ise Kırım hanzadelerinden sonra nakibü’l-eşraf ve şehzadeler hocası huzurdan çıkınca emir-i alemler üzengi ağalarının önünde tebrike girerlerdi. Sefer sırasında emir-i alemlere hizmet etmek üzere yanlarına yedi Voynuk verilirdi.

Barışta, alay günlerinde hükümdarın atının dizginini tutmak, divan yemeklerinde sadrazama havlu (makrama) vermek, padişahın elçi kabullerinde nameyi elçiden alıp vezirlere vermek veya padişahın namesini vezirlerden alıp elçiye iletmek görevi idi. Emir-i alemlerin en önemli bir başka görevi de sancakbeylerinin atanma töreni idi. Bir sancakbeyliği boşaldığında sicillerini tutan emir-i alem, bu durumu ilgililere bildirir, boşalan sancağa biri atanır ve bu da emir-i aleme duyurulur, emir-i alem, sancakbeyi İstanbul’da ise onun evine bir mehter takımı gönderir, sancak beyliğini ilan ederlerdi. Yeni sancakbeyi ertesi günü emir-i alemden resmen yeni görevini öğrenir ve birlikte divanda sadrazamın huzuruna girerek, yemin eder, paşanın elini öper emir-i aleme hediye verirdi. Emir-i alemler tayin olunan beylerbeylerine vezirlere tuğ ve alemlerini gönderir, bunların ölümlerinde kendilerine verilmiş olan tuğ ve sancakları geri alarak hazineye teslim ederlerdi.

Emir-i alemler yaptıkları hizmetlere göre belli hediyeler alırlardı. Tuğ-i hümayunun sefere çıkarılışı törenlerinde hilat giyer, önemli eyaletlere tayin olunan vezirlerden 29.000, alt derecedeki beylerbeylerden 10.000, sancakbeylerinden ise 1000 akçe tuğ ve sancak bahası alırlardı.

Emir-i alemlik kapıcıbaşılık, çavuşbaşılık ve şikar ağalıkları için, yükselme kademelerinden biri olarak kabul edilmiştir. Ayrıca kendi kuruluşları içinde mehteran-ı alembaşılar da terfi ettiklerinden emir-i alem olurlardı. Emir-i alemlerin zamanla doğrudan doğruya vezirlik payesi olarak eyaletlere gönderildikleri de olmuştur. Hatta II. Bayezid ve Sultan Yavuz Selim dönemlerinden 1641 yılına kadar, yeniçeri ağalığına tayinlerde emir-i ahur, silahdar, kapıcıbaşı gibi birun ağaları arasında emir-i alemler de yer almışlardır.

Padişahların seferleri bırakmalarından sonra emir-i alemlerin seferlerde sancak taşıma görevi de kaldırılmıştır. Emir-i alemlik görevi ise 1832 yılında büyük emir-i ahura devredilmiştir.

Bu Yazıyı Paylaş! Google+!

Kategori: Eğitim - 120 viewsYorum Yazın

Selçuk Gönültaş

DMCA.com Protection Status