İngilizce Şiirler ve Türkçesi

Aşağıda İngilizce şiirleri ve Türkçe açıklamalarını da sizlerle paylaşıyoruz. Alt alta bulacağınız şiirlerden ilk önce İngilizce olanları, ardından hemen altında Türkçe açıklamalarını bulabilirsiniz.

YOU ARE THE ONE

The stars had hung to the sky’s roof
As if they had been a glimmering candle light
The trees had come out from the earth’s deep heart,
Had got the cradle to wag with untimely wind.

You’ve been in my heart with your endless love for months
You must know how much I love you
Don’t care about nonsensical words, let strangers talk
Loving hearts are making the lover live with love

You are the one for me, I am full of longing
Come to me baby, make my expectancy end
Have such a great love that astonishes me
Let the sunshine become dull near your love.

BİR TEK SEN VARSIN

Yıldızlar gökyüzünün tavanına asılmış
Ansızın yanıp sönen birer mum ışığı
Ağaçlar toprağın kara bağrından fırlamış
Zamansız rüzgarlarla sallatırlar beşiği

Doyumsuz aşkınla aylar var ki kalbimdesin
Seni ne kadar çok sevdiğimi bilmelisin
Boş sözlere aldırma eller ne derse desin
Seven kalpler yaşatacak aşklarla aşığı

Bir tek sen varsın benim için özlem doluyum
Beklentim son bulsun artık bana gel bebeğim
Öyle büyük olsun ki aşkın hayret edeyim
Aşkın yanında sönük kalsın güneş ışığı

OUR WORLD

I do wait for the time when our eyes reunite
Like snow waiting for the spring
To melt into water and give life to nature
My heart is covered by the snow for a long time

Come now, hold my hands such as sun, such as spring

We have created a distinct world in our hearts
A world that is always spring, always warm
Our flowers have never faded and they never will
Because it was never autumn and it never will

Dont look upset, dont make the autumn happy
It should not be full of hopes, it can not make this love fade
We watered these roses in our hearts with our tears
Look my love, how much time has passed
And they are still smelling of YOU..

BİZİM DÜNYAMIZ

Gözlerimizin kavuşacagi anı beklerim
Baharın gelişini bekleyen karlar gibi
Eriyip su olup, dogaya hayat vermek gibi
Kaç zamandır karlarla kaplı yüregim
Gel artık tut ellerimi, bahar gibi, güneş gibi..

Farklı bir dünya yarattık yüreklerimizde
Her zaman bahar, her zaman sıcak bir dünya
Solmadı hiç çiçeklerimiz, solmayacakta
Çünkü sonbahar olmadı , olmayacakta.

Asma o güzel yüzünü, sevinmesin sonbahar
Hiç ümitlenmesin boşyere, solduramaz bu sevdayı
Kalbimizdeki gülleri, gözyaşlarımızla besledik
Bak kaç zaman geçti sevgilim,
Hala buram buram SEN kokuyorlar..

YOU TO YOUR WAY, I TO MINE

You and me,
How wonderful days had we lived
Knowing that those days wouldn’t last
A nice friendship during a few-weeks-holiday
During the moonlit nights, under the trees
In the arms of loneliness we would chat

About richness, poverty, happiness, unhappiness
Fortune, misery for long hours
Perhaps we had found its remedy
Now our ways are separated
You to your way, I to mine

What would happen if there were seas, high mountains?
Since your name is carved on my heart, don’t think I’ll forget about you
Goodbye my sympathetic ear, goodbye my friend
We might meet somewhere one day
We would talk about the past and future
Goodbye my sympathetic ear, goodbye my friend.

SEN YOLUNA BEN YOLUMA

Seninle ben,
Ne kadar güzel günler yaşamıştık birlikte
Bilirdik ki bu günlerin yarınları olmayacak
Birkaç haftalık tatilde dostça bir arkadaşlık
Mehtaplı gecelerde, ağaçların altında
Yalnızlığın kollarında sohbet ederdik

Zenginlikten, yoksulluktan, mutluluktan, mutsuzluktan
Servetten, sefaletten uzun uzun konuşmuştuk
Belki de çaresini bulmuştuk
Şimdi burada bizim yollarımız ayrılıyor
Sen yoluna, ben yoluma

Aramızda derya deniz, yüce dağlar olsa ne olur?
Unuturum sanma sakın, ismin kalbimde yazılı
Güle güle dert ortağım, güle güle arkadaşım
Belki bir gün bir yerlerde karşılaşırız seninle
Eski günleri anarız, gelecekten bahsederiz
Güle güle dert ortağım, güle güle arkadaşım.

LITTLE CHILD

With pearls in his eyes and pain in his heart
The little child is crying being lost in darkness
You mightn’t have a house or parents
You mightn’t have anybody, you might have been scorned
Whatever happens and happens
The time and the days will pass
One day might come and you might be consoled little child.

With pearls in his eyes and pain in his heart
The little child is crying being lost in darkness
You’d had various troubles making you get lost
Strangers had taken the little money you deserve
Whatever happens and happens
The time and the days will pass
One day might come and you might be consoled little child.

KÜÇÜK ÇOCUK

Gözlerinde inci, yüreğinde sancı
Karanlıkta kaybolmuş ağlıyor küçük çocuk
Belki evin yokmuş senin, anan-baban yokmuş senin
Kimselerin yokmuş senin, belki seni hor görmüşler
Ne olursa olsun, olsun, ne olursa olsun
Zaman akıp gidecek, günler gelip geçecek
Belki bir gün gelecek teselliyi bulacaksın küçük çocuk.

Gözlerinde inci, yüreğinde sancı
Karanlıkta kaybolmuş ağlıyor küçük çocuk
Türlü türlü derdin varmış, dertler seni senden çalmış
Hakkın olan üç kuruşu o yabancı eller almış
Ne olursa olsun, olsun, ne olursa olsun
Zaman akıp gidecek, günler gelip geçecek
Belki bir gün gelecek teselliyi bulacaksın küçük çocuk.

FRİEND

Come to my place one night, without notice
Don’t make the stairs creak
I ‘m so tired, don’t ask
Only you can understand me
Let’s sit down and talk all night
Nobody to hear us
Let’s have our blue sky
And let’s fly, my wings touching yours.

I feel alienated from all people
There is only you
I ‘m so tired, don’t ask
You know.

DOST

Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.

İnsanlardan buz gibi soğudum,
İşte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın

A Dream Within a Dream

Take this kiss upon the brow!
And, in parting from you now,
Thus much let me avow-
You are not wrong, who deem
That my days have been a dream;
Yet if hope has flown away
In a night, or in a day,
In a vision, or in none,
Is it therefore the less gone?
All that we see or seem
Is but a dream within a dream.

I stand amid the roar
Of a surf-tormented shore,
And I hold within my hand
Grains of the golden sand-
How few! yet how they creep
Through my fingers to the deep,
While I weep- while I weep!
O God! can I not grasp
Them with a tighter clasp?
O God! can I not save
One from the pitiless wave?
Is all that we see or seem
But a dream within a dream?

Rüya İçinde Rüya

Al bu buseyi kaşın üzre sen!
Ve işte şimdi ayrılıyorken,
İzin ver itiraf edeceğim-
Yanlış değildi söylediğin
Günlerin bir rüyaydı derken;
Uçup gittiyse umut yine de
Geceleyin ya da gündüz,
Hayalde, ya da hiçbirinde
Peki kaybımdan eksilen ne?
Rüya içinde bir rüyadır
Hep gördüğümüz, göründüğümüz.

Bir uğultunun ortasındayım
Dalgaların dövdüğü bir kıyıda,
Ve avucumda tuttuğum
Altın kum taneleri-
Azlar! Ama nasıl da kayıyorlar
Derinliğe parmaklarımdan,
Ağlarken – ben ağlarken!
Tanrım! Sıkıca tutamaz mıyım
Bırakmadan avucumdan?
Tanrım! Kurtaramaz mıyım
Birini acımasız dalgadan?
Yoksa rüya içinde bir rüya mı
Hep gördüğümüz, göründüğümüz?

Bu Yazıyı Paylaş! Google+!

Kategori: Eğitim - 101 viewsYorum Yazın

Selçuk Gönültaş

DMCA.com Protection Status