Plevne Savaşları Kaç Tarihinde, Kimler Arasında, Nerede Olmuştur

Plevne savaşları 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşları sırasında (Doksanüç Harbi) Plevne kenti merkez olmak üzere Osmanlı kuvvetleriyle Çarlık Rusyası kuvvetleri arasında meydana gelen savaşlar (8 Temmuz 1877-10 Aralık 1877). 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşları başladığı sıralarda Osman Paşa, Vidin ve Rahova bölgesinin savunmasından sorumlu bulunuyordu. Çarlık ordularının Tuna’yı güneye doğru geçmesi üzerine Osman Paşa, Tuna kıyılarıyla Balkan Yarımadası ve Bulgaristan içlerine doğru uzanan yollar üzerinde önemli bir kavşak noktası olan Plevne’yi tahkim etmiş, savunulur bir duruma getirmişti. Osman Paşa, 5 Temmuz 1877′de Plevne’ye girdi. Çarlık ordusu da Plevne’yi ele geçirmek için ilk kez 8 Temmuz 1877′de harekete geçti, ancak Rus ordularının bu ilk teşebbüsü başarılı olamadı.

İkinci teşebbüs 17-18 Temmuz 1877′de oldu, yine bir başarı elde edilemedi. Bu iki başarısızlık üzerine, Plevne’yi kuşatan Rus ordularına bu kez Romanya kuvvetleri de katıldı. Bu birleşik orduyla Osman Paşa’nın kuvvetleri arasında 26-29 Ağustos, 7-13 Eylül tarihlerinde meydana gelen çarpışmalarda, Osman Paşa’nın kuvvetleri başarılı oldu. Ancak ekim ayından başlayarak Osman Paşa’nın birlikleri hiçbir yerden asker, silâh ve yiyecek yardımı alamaz oldu. Son yardım getiren grup Plevne’ye 7 Ekim 1877′de geldi, bu tarihten sonra Plevne’nin her tarafla bağlantısı kesildi. Süleyman Paşa’nın Plevne’ye yardım gönderme girişimleri hiçbir sonuç vermedi. Osman Paşa, emrindeki komutanların fikrini alarak Plevne’den çıkmaya karar verdi. Çıkış hareketi 9 Aralık 1877′de başladı ve başlangıçta başarılı da oldu. Ancak 10 Aralık 1877′de Osman Paşa yaralanınca, Osman Paşa ve emrindeki kuvvetler teslim olmak zorunda kaldılar.

plevne-savaslari-

1. Plevne Savaşı

20 temmuz 1877′de Schilder-Schuldner adında, aslında Alman bir orgeneralin idaresindeki Rus orduları, Plevne’yi Osman Paşa’dan almak istediler, pek şiddetli bir topçu ve süngü çarpışmasından sonra 2.847 ölü vererek geri çekildiler. Buna «Birinci Plevne Muharebesi» denir.

2. Plevne Savaşı

Bu sefer Orgeneral Krüdner, daha büyük kuvvetlerle 30 temmuzda Plevne’ye saldırdı. Sabahtan akşama kadar cehennemi bir topçu ve piyade ateşi içinde geçen bu çarpışmada Osman Paşa, Ruslar’ı bozguna uğratarak püskürttü. Ruslar 7.305 ölü verdiler, birçok esir, malzeme bırakarak kaçtılar. Osmanlı ordusunun zayiatı, 100 şehit, 400 yaralıdan ibaret kalmıştır.

Bunun üzerine Çar II. Aleksander, Osman Paşa’ya karşı, harekâtın komutasını kendisi aldıysa da, Plevne önüne yığılan Rus orduları hiçbir iş göremedi, yüzlerce Rus topu, 58 Türk topunu susturamadı. Yeniden 6 tümeni Plevne önlerine yığan Çar, böylece son yedeklerini ele cepheye sürmüş oluyordu. Bu 6 tümen, en seçkin Rus hassa ve kazak birlikleriydi. Plevne’nin gene düşmediğini gören Çar, Osmanlı Devleti’ne karşı isyan etmiş olan Romanya Prensi Karol’dan pek yalvarır yakarır bir telgrafla imdat istedi. Prens, 3 piyade, 1 süvari tümeniyle Ruslar’ı desteklemeye geldi. Ote yandan, büyük Rus ordularının Plevne önlerine mıhlanmaları, savaşın Ruslar tarafından kazanılamayacağı düşüncesini doğurmuştu. Bütün dünya savaş muhabirleri Plevne’ye dolmuştu. Osmanlı kuvvetleri bu durumdan faydalanabilirdi. Yalnız, bu sıralarda öteki Osmanlı komutanları Osman Paşa’ya yardım etmeyi düşünmedikten başka, aralarında müthiş bir post kavgasına, rekabete girişmişlerdi; birbirlerini çirkin şekilde suçlandırıp düşürmek istiyorlardı.

3. Plevne Savaşı

11 eylülde oldu. O zamana kadarki kuşatmada dehşetli zayiat veren Ruslar, 432 topla geceli gündüzlü Plevne Kalesi’ni dövüyorlardı. Osmanlı tabyalarının çoğu yerle bir olmuştu. Osman Paşa, bataryalarının yerlerini boyuna değiştiriyordu Bu sonuncu çarpışmada Ruslar, 3′ü general olmak üzere, 15.553 ölü verdiler. Çarpışmanın son safhalarında Osmanlı tabyalarında Ruslar’la Türkler göğüs göğüse vuruştular, Plevne gene düşürülemedi. Bundan sonra artık Osman Paşa, bütün askeri yazarlarca dünya çapında bir asker olarak selâmlandı, uyguladığı savunma ilkeleri incelendi, Avrupa harb akademilerinde öğretilmeye başlandı.

Eylülün ikinci haftasında Ruslar’ın yalnız Plevne önünde verdikleri zayiat 50.000′i geçmişti. Savaş en zorlu noktasına erişmişti. Süleyman Paşa, Osman Paşa derecesinde iyi bir kurmay olup da Şıpkayı geçebilseydi, Rusya için savaşı kazanmak imkânı kalmazdı.

Eylülün son iki haftasında Osman Paşa’nın durumu çok nazikleşmişti. Cephane azalmış, yiyecek tükenmişti. Plevne’ye gelen dört yoldan üçünü Ruslar tutmuştu. Osman Paşa, ancak Sofya yolundan az bir erzak ve cephane takviyesi alabiliyordu; bunların çoğunu Ruslar daha yolda ele geçiriyorlardı.

28 ekimde Orgeneral Gurge, 35.000 kişilik bir kolordu ile, Osmanlı kuvvetlerini Plevne-Sofya şosesinden uzaklaştırdı. Ondan sonra da, çok yüksek ateş kudreti isteyen bu savaşta Osman Paşa için artık ümit kalmadı.

Rus başkomutanı ve Çar’ıh kardeşi Grandük Nikola’nın 2 kasım tarihli çok nazik teslim teklifini Osman Paşa, 13 kasımda, aynı nazik dille kesin şekilde reddetmekle beraber, durumdan ümitli de görünmüyordu. 10 aralıkta ancak birkaç gün daha savaşabilecek malzemesi kaldı. Bunun üzerine Osman Paşa, Rus hatlarını zorla yarıp Sofya’ya çekilmeye karar verdi. Ölçülemiyecek kadar sayı üstünlüğü olan Ruslar’ı yarmak ümidi de son derece zayıftı ama, başka çare de kalmamıştı

Çok kanlı geçen bu yarma hareketinde Osmanlı Kuvvetleri 2.500 şehit, 3.500 yaralı verdiler, Ruslar’a da dehşetli zayiat verdirdiler. Yalnız, başarı kazanamadılar. Osman Paşa’nın bile atı vurulmuş, kendisi de sol dizin den yaralanmıştı.

Bunun üzerine Osman Paşa, birliklerinden elinde kalanları hiçbir işe yaramayacak şekilde harcamaya lüzum görmedi. Kurmay başkanı Tümgeneral Tevfik Paşa’yı Rus öncü komutanı General Strukov’a gönderip teslim anlaşmasını imzaladı. Strukov, Osman Paşa’nın bulunduğu, dizinin sarıldığı yere geldi, Paşa’nın oturma teklifini, saygı göstererek kabul etmeyip ayakta Fransızca olarak konuştu. 12 aralıkta Osman Paşa, Çar’la görüştü, Çar’ın hayranlık dolu, içten gelen tebriklerini kabul etti.

Osman Paşa’nın kahramanlığı ve askerlik dehası, bütün dünyada olduğu gibi Türk milleti arasında da büyük heyecan uyandırmıştır. Sözlerini meçhul bir halk sanatkârının yazdığı, aynı zamanda bestelediği «Gazi Osman Paşa Türküsü», Türk maşeri dehasının açık örneklerindendir. Bu marş, sözleri biraz değiştirilerek, 28 nisan 1960 gençlik hareketinde de, devrin idarecilerine karşı söylenmiş, ağızdan ağza dolaşmıştır. Ayrıca bir de «Plevne Marşı» vardır. Plevne’de Rus kurşun ve gülleleriyle delik deşik olan Türk alay sancakları, bu yaraları ile aynen saklanmış, törenlerde birliklerin önünde yürütülmüştür.

Bu Yazıyı Paylaş! Google+!

Kategori: Eğitim - 95 viewsYorum Yazın

Selçuk Gönültaş

DMCA.com Protection Status