Kristal Kafatası Nedir?

Kristal Kafatası” İngiliz bilim adamlarından olan Anna Mitchell Hedges tarafından 1 Ocak 1924 tarihinde Mayaların kayıp şehri Lubaantun’da piramit tapınağının mihrabının altında bulmuştur. Kristal Kafatası bulunması ile birlikte bir çok gizemi de beraberinde getirmiştir. Nasıl ki Mısır Pramitlerinin sırları çözülememişken Kristal Kafatasının da sırları hala çözülememiştir. Bu tür tarihi bulguları bulduktan sonra günümüz teknolojisinin daha basit kaldığını itiraf etmekten başka bir şey gelmiyor.

Kristal Kafatası bulunduktan sonra üzerinde inceleme yapılması için dünyaca ünlü Hewlett Packard firmasının bilim adamları tarafından çok çeşitli testlere tabi tutulmuştur ve bu incelemeler de bilim adamlarını hayrete düşüren sonuçlar ortaya çıkmıştır.

kristal-kafatasi-nedir

Kristal kafatasının test sonuçları;

  • Bilimadamlarından oluşan ekip, kristal kafatasının günümüzde iletişim sektöründe kullanılan ve bellek kapasitesi diğer materyallerden daha yüksek olan “piezo-elektrik silikon dioksit” isimli bir tür kuartz kristalinden yapıldığını ortaya çıkardı. Günümüzde kullanılan mikroişlemciler de bu maddeden üretilmektedir. Ancak daha da çarpıcı olan, bu kristal türünün henüz 19. yüzyılda keşfedilmiş olmasıdır.
  • Piezo-elektrik silikon dioksit türündeki bu kristal, hem negatif (-) hem pozitif (+) kutuplaşma özelliğine sahiptir. Bu özelliği dolayısıyla kristal kafatası akü ve pillerde olduğu gibi, kendi elektriğini üretebilir.
  • Bilimadamları kutuplaşmış bir seriyi test için kullanarak iki ayrı parçadan oluşan kafatasının alt çenesiyle, üst kafatası kemikleriyle aynı kristal bloğundan yapıldığını tespit ettiler. Kuartz kristalinin elmastan daha yumuşak ve çok daha fazla kırılgan bir madde olması nedeniyle, kafatasının tek bir parça kristalden yontularak elde edilmiş olmasının neredeyse imkansız olması bilimadamlarını hayrete düşürdü.
  • Mikroskop altında inceleme yapan bilimadamları, kafatasının üzerinde modern otomatik aletlerin ya da mekanik aletlerin kullanıldığına dair hiç bir iz bulamadılar. Bilimadamları tek bir parça kristalden alt çene gibi son derece hassas ve nadir bir parçanın modern elmas uçlu aletler kullanılarak dahi kırılmadan oyulmasının imkansız olduğu sonucuna vardı.
  • Bilimadamları kristal kafatasının hiç alet kullanılmadan, elmas parçasıyla aşındırılarak oyulabileceğini, ancak bunun da birkaç insan nesli boyunca 300 yıl gibi bir süre devam etmesi gerektiğini hesapladılar.
  • Günümüzde kristaller eksenleri etrafından yontulurlar. Çünkü kristallerde moleküler bir simetri vardır. Kristali kırmamak için, doğal yapısına göre yani bu moleküler simetriye uygun olarak kesilmesi gerekir. Laser ya da yüksek teknoloji kesme yöntemleri kullanılsa dahi kristaller doğal eksenlerine göre kesilmedikleri takdirde parçalanırlar. Ama bu kristal kafatası, ekseninden tamamen bağımsız şekilde kesilmesine rağmen, fizik kurallarına aykırı olarak, hiç bir kırılma ya da çatlama olmadan yontulmuştur.
  • Kafatasının optik özellikleri de bilimadamlarını şaşkınlığa sürükledi. Kafatasına alttan verilen ışık normal şartlarda heryana yayılması gerekirken, bu kristal içinde bir kanal oluşturarak tam göz yuvalarının olduğu yere odaklanarak dışarı yansıyordu.
  • Kafatasının bir başka şaşırtıcı optik özelliği de, alt-arka kısmına yerleştirilmiş olan prizmadır. Göz çukurlarına çarpan tüm ışık ışınları bu prizmadan yansır. Bu nedenle göz çukurlarının içine doğru bakıldığında, tüm oda kristal kafatasının gözlerinin içinde görülebilir.
Bu Yazıyı Paylaş! Google+!

Kategori: Eğitim / Kültür & Sanat - 31 viewsYorum Yazın

Selçuk Gönültaş

DMCA.com Protection Status