Kronik Yorgunluk Sendromu Nedir? Sebebi, Tanısı ve Önlemek için Neler Yapılabilir

Sabahları yataktan zor kalkma ve kendine gelememe, işte konsantrasyonun azalması, vücutta sürekli hissedilen bir kırıklık, sürekli yorgun hissetme ve dinlenememe gibi şikayetler kronik yorgunluk sendromuna işaret. Bunun dışında bazı fiziksel problemler de şikayet tablosuna ekleniyor; boğaz ve kas ağrısı, çeşitli eklemlerde kızarıklık, yeni oluşan şekil değiştiren baş ağrısı bunların başında geliyor. Son zamanlarda daha sık duymaya başladığımız Kronik Yorgunluk Sendromu Amerika da 1980 li yıllarda tanısı konmuş, ülkemizde de gittikçe daha çok rastlanan bir sorun.Mayo Clinic Uzmanları yaptıkları araştırmalar sonucunda bu rahatsızlığın kadınları erkeklerden daha çok etkilediğini, bütün ırklarda görüldüğünü özellikle 20-40 yaş arasındaki grubu etkilediğini ortaya çıkarmış. Kronik yorgunluk sendromu az da olsa ergenlik çağındaki çocuklarda hatta çok az olmakla beraber 12 yaş altında da görülmüş. Amerika’da görülme sıklığı %10 iken Türkiye’de %3-4 civarındadır. Bir başka deyişle şeker hastalığı ile hemen hemen aynı sıklıkta görülür.

BELİRTİLERİ NELERDİR?
Hasta genelde yataktan zor kalkar, kendine gelemez, işine, dersine konsantre olmakta zorluk çeker, vücudunda yaygın kırıklık hisseder, sürekli olarak yorgun ve dinlenmemiş olduğunu söyler.
Hastaların günlük yaşam aktivitelerinde %50’ye varan bir düşme olur.
Bunların dışında hafif ateş, üşüme, boğaz ağrısı, boyunda şişlikler (lenfadenopati), farenjit, açıklanamayan genel kas zayıflığı, kas ağrıları, gezici eklem ağrıları, unutkanlık, baş ağrıları, duygulanım bozuklukları, hattâ depresyon gibi bulgular da görülebilir.

SEBEBİ NEDİR?
Bu sorunun sebebi henüz tam bilinmiyor. Bazı uzmanlar sebep olarak bağışıklık ve sinir sisteminin hassaslığını gösteriyor. Ayrıca genetik, önceden geçirilmiş herhangi bir fiziksel rahatsızlık, cinsiyet, çevre, stres gibi konular üzerinde de duruluyor. Bu faktörlerin hastalığı başlatabileceği ya da geliştirebileceği düşünülüyor ancak henüz tam sonuca ulaşılmış değil. Uzmanların ortaya attığı bir başka iddia ise bir virüsün bu rahatsızlığa sebep olabileceği. Espstein Barr Virüs (EBV) isimli virüsün hastalığın gelişiminde rol aynadığı düşünülmüş ancak hastalar üzerinde yapılan incelemelerde virüse rastlanmamış. Halen başka virüslerle ilgili araştırmalar devam ediyor. Kansızlık, düşük kan şekeri, fiziksel ve nörolojik nedenlerle ilgili çalışmalar da devam ediyor.

TANISI ZOR
Kronik yorgunluk sendromunun tanısını koymaya yarayacak özel bir test bulunmuyor. Dr. Joel Klein Hepimizin kendini yorgun hissettiği zamanlar olabilir. Ancak kronik yorgunluk sendromu, yorgunluk ve enerjinin düşük olmasından farklı bir durumdur. Belirtileri birden ortaya çıkar ve rahatsızlık verecek derecede etkiler. Altı ay veya daha uzun süre devam edebilir şeklinde açıklıyor.

ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Stresi kontrol altına almak şart. Doğru beslenmek, ideal kiloyu korumak ve fiziksel egzersizler yapmak da yararlı olabilir. Ayrıca uyku düzenine dikkat etmek gerekir. Rahat bir uyku için yatağa girmeden önce günlük bütün stres nedenlerinizi aklınızdan uzaklaştırmak, hoşa giden konuları düşünmek veya hoşlandığınız bir filmi seyretmek, düzenli bir uyku sağlayabilir. Alkol ve sigaraydan uzak durmak yorgunluktan kurtulmada en önemli etkenlerden birisidir. Mümkünse iş yoğunluğunu azaltmak, hatta kısa süreli bile olsa iş ortamından uzaklaşmak faydalı olabilir.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Eğer laboratuar sonuçlarında bir şey bulunduysa ona yönelik tedavi uygulanmalıdır. Psikiyatrik destek verilir ve gerekirse ilaca başlanır. Uykusuna dikkat etmesi önerilir. Kullanıyorsa alkol ve sigarayı bırakması önerilir. Varsa işte, evde stresle baş etme yöntemleri anlatılır, düzenli spor ve egzersiz yapması tavsiye edilir.
Bâzen hastalarda gıda duyarlılığı veya bağırsak problemleri olabilir. Bunlara yönelik tetkik ve tedaviler de planlanmalıdır.

KRONİK YORGUNLUK SENDROMU VE NÖRALTERAPİ
Bu hastalığa yakalanmış kişilere hastalıkları hakkında detaylı bilgi vermek endişelerini gidermek gerekir. Çünkü kişi çâresizdir, tetkikleri normal olduğu için kendisi bile hasta olduğuna inanmaz. En son araştırmalardaki hormonal dengesizliğe ve asidoza yönelik olumlu uyarılar verilerek vücudun kendi tamir ve tedavi mekanizmalarını düzenleyen NÖRALTERAPİ ile bu hastalara yardımcı olunabilir. Bağışıklık sistemi, hormonal düzen, lenfatik akım ve sinir sistemi hepsi bir bütündür. Birinde meydana gelen aksaklık domino taşları gibi birbirini etkiler ve/veyâ tetikler.
İşte Tamamlayıcı Tıp metotlarından olan Nöralterapi; vücudu bir bütün olarak ele alıp bütünsel tedaviyi hedeflemektedir.

Bu Yazıyı Paylaş! Google+!

Kategori: Sağlık - 0 viewsYorum Yazın

Selçuk Gönültaş

DMCA.com Protection Status