Yapay Tatlandırıcılar Nedir? Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Yapay Tatlandırıcılar Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Yapay tatlandırıcılar son yıllarda insan sağlığını tehdit ettiği bilinen bir gerçek. Ancak yapay tatlandırıcılar günümüzde dia bet hastalarının yaşamlarının bir parçası haline geldi. Şekere alternetif olarak Sakarin, Aspartam Asesülfam-K ve Siklamat gibi yapay tatlandırıcılar bulunmaktadır. Bu tatlandırıcılar diş çürüklerinin engellenmesinde kullanılıyor. Bunun yanı sıra yiyecek ve içeceklerin kalorilerinin düşürülmesi amacıyla gıda sektöründe kullanılmaktdır.

Yapay tatlandırıcılar ortalama olarak şekerden 200-300 kat daha tatlıdır.Dünya Sağlık Örgütü normal bireylerde günde 1.680 gramdan fazla alınmamasını tavsiye etmemektedir.

Yapay tatlandırıcılar dokuda yapısal değişikliğe neden olarak, bebeğe geçip birikim yapacağından dolayı hamile kadınlarda yasaklanmıştır.

Son yıllarda ülkemizde ithal edilen yapay tatlandırıcı oranlarında büyük bir artış var. İthal edilen tatlandırıcıların %5’nin sağlık alanında, %95’nin ise gıda sektöründe kullanılıyor.Yapay tatlandırıcıların şekere oranla çok düşük miktarda kullanılmasıyla çok düşük miktarda kullanılmasıyla maliyetinin düşürüldüğü ve gıda sektöründe kullanımı daha uygun hale geldi.Ülkemizde yapay tatlandırıcılara rağbet her geçen gün artıyor. Bugün çoğu üründe (örn:helva, reçel, dondurma, baklava, süt tatıları, diyet kek, diyet kola vs.) şekere alternatif olarak yapay tatlandırıcılar kullanılıyor.

1970’lerde fareler üzerinde yapay tatlandırıcılarla ilgili yapılan bilimsel araştırmalarda özellikle erkek farelerde yüksek dozda sakarin tüketiminin ‘mesane kanseri’ riskine yol açtığı gözlemlenmiştir. Ancak bu maddenin insan vücudunda meydana getirdiği etkiyi inceleyen mekanik araştırmalar bu sonuçların sadece farelerde ortaya çıktığını göstermişlerdir. İnsan epidemiyolojisi üzerine yapılan çalışmalarda sakarinin mesane kanseri ile bağlantısına dair tutarlı hiçbir kanıt elde edilmemiştir. Farelerde görülen mesane tümörlerinin insanlardan farklı bir mekanizmadan kaynaklandığı ve sakarinin kansere yol açacağına dair geçerli kesin bir kanıta rastlanmadığı için 1981 yılında kanserojen listesine alınan sakarin 2000 yılında Amerikan Toxicology programının kanserojen maddelerle ile ilgili raporundan çıkartılmış ancak Aralık 2000 yılında sakarin içeren maddelere uyarı ibaresi yazılması zorunluluğu getirilmiştir.

Bu Yazıyı Paylaş! Google+!

Kategori: Sağlık - 2 viewsYorum Yazın

Selçuk Gönültaş

DMCA.com Protection Status