Astreroit Nedir? Asteroitlerin Tarihçesi

Sponsorlu Bağlantılar

Astreroit yani gök taşı olarak da bilinen gök cisimleri hakkında sürekli bir takım haberler duymuşsunuzdur. Astreroit taşı Dünyamıza yakın geçecek, astreoit yağmurları gibi daha bir çok haber duyuyoruz. Peki adı bu kadar duyulan bu gök cisimleri neyin nesi.

Samanyolunun içinde bulunan güneş, dünya ev ay gibi benzeri gezegenlerin yanı sıra birde asteroitler diye bilinen gök cisimleride vardır. Bu gök cisimlerinin bazıları gezegen statüsüne girerken çoğunluğu sadece gök taşı olarak bilinir.

Asteroit Nedir

Asteroit ya da gezegenimsi, yörüngeleri Güneş Sistemi’nde Mars ile Jüpiter gezegenleri arasında kalan ve sayıları yaklaşık 40.000 kadar olan gök cisimleridir.

Tarihçesi

Asteroit’lerin günümüzdeki keşfi Bode Kanunu’nun matematiksel olarak ispatlanmasıyla yolalmıştır. Gezegenler arasındaki orantı Johann Titius tarafından 1766 yılında belirtilirken, J.E. Bode formüla’yı 1778 yılında yazmıştır. 1 Bode ve Titius’un belirttiği üzere, Jüpiter ve Mars arasında bir kaybolmuş bir gezegen vardır. 1801’de Giuseppe Piazzi’nin Ceres 1 astroidinin keşfi ve 1802’de İngiliz bilim adamı Sir William Herschel tarafından 1 Ceres ve 2 Pallas’ı tanımlamak için ortaya atılan kavram, sonradan Mars ve Jüpiter yörüngeleri arasında keşfedilen çok sayıda küçük gök cismini içine almış, ardından Mars ve hatta diğer iç gezegenlerin yörüngesinden daha içte ya da Jüpiter yörüngesinden daha dışta yer alan cisimleri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. İngilizce diline yunanca kökenli Astreoides kelimesi “Astreoid” olarak 1803 yılında geçmiştir.
Bunun yanı sıra, Mısır Piramitlerinde Ra’nın Büyük Piramit’de yazdığı bilgiler doğrultusunda; bu eksik gezegen’in varlığı yaklaşık olarak 6000 yıl önce belirtilmiştir. Günümüzde yapılan Sümer tabletlerinin incelenmesinde de (bunlar da 5000 yıl önce yazılmıştır); bu astroidlerin bir gezegenin parçalanması sonucu oluştuğu yazılmıştır. Bu eksik gezegenin günümüz popüler bilimindeki adı da Maldek dir.

20. yüzyıl ortalarından itibaren Güneş Sistemi’nin dış sınırlarında henüz saptanamamış çok sayıda gök cisminin bulunabileceği öne sürülmüş ve olası yörünge özelliklerine göre bu cisimleri içine alacak Kuiper kuşağı ve Oort bulutu kuramsal grupları yaratılmıştır. 1992 yılında bu tanıma uyan ilk cisim keşfedilmiş, ardından çok sayıda yenileri bulunarak sayı 2005 yılı ortalarında 900’e yaklaşmıştır. Pratik nedenlerle Kuiper ve Oort cisimlerinin Neptün ötesi cisimler tanımı altında toplanması eğilimi yaygınlaşmaktadır. Böylece Güneş çevresinde dönen cisimler ‘gezegenler’, ‘asteroitler’=’küçük gezegenler’, ve ‘Neptün ötesi cisimler’ olarak 3 ana grupta toplanmıştır.

İngilizce gökbilim terminolojisinde yakın tarihlerde yaşanan yeni bir gelişme, uzun süredir yaygın kullanımdan kalkmış olan minor planets kavramının yine pratik nedenlerle yeniden canlandırılmaya çalışılmasıdır. Güneş sistemi üyelerinin daha tutarlı bir sınıflamasını yapmak amacıyla atılan bu adım, gezegenler ve akan yıldızlar  dışında kalan tüm cisimleri tek bir çatı altında toplamaya dayanmaktadır. Böylece asteroitler ve Neptün ötesi cisimleri kapsayacak şekilde genişletilen bu kavram, Türkçeleştirme açısından sorun yaratmaktadır. Küçük gezegenler şeklinde Türkçe’ye çevrilebilecek olan ‘minor planets’ tanımı ‘asteroit’ sözcüğünün eş anlamlısı olan ‘küçük gezegen’ kavramı ile çakışmaktadır.

Mayıs 2004 itibariyle; günümüz teknolojisi üstün teleskoplar sayesinde bilim adamları 40,500 astroitin varlığından haberdar olmuştur.



Bu Yazıyı Paylaş! Google+!

Kategori: Yaşam - 3 viewsYorum Yazın

Selçuk Gönültaş

DMCA.com Protection Status